Yargıtay Bozma İlamına Uyulmasına Ara Kararla Hükmedildikten Sonra Devamla Direnme Kararı Verilip Verilemeyeceğine Dair ve Ayrıca Usuli Kazanılmış Hak Kavramına Dair Bir Yargıtay Hukuk Genel Kurulu Kararı.

Yargıtay Bozma İlamına Uyulmasına Ara Kararla Hükmedildikten Sonra Devamla Direnme Kararı Verilip Verilemeyeceğine Dair ve Ayrıca Usuli Kazanılmış Hak Kavramına Dair Bir Yargıtay Hukuk Genel Kurulu Kararı.

Hukuk Genel Kurulu 2025/226 E. , 2026/286 K.

“İçtihat Metni”

MAHKEMESİ : Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesi

SAYISI : 2024/2011 E., 2024/2045 K.

1. Taraflar arasındaki ihalenin feshi isteminden dolayı yapılan inceleme sonunda İlk Derece Mahkemesince

şikâyetin reddine dair verilen kararın şikâyetçi vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye

Mahkemesince istinaf başvurusunun kısmen kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılarak yeniden

hüküm kurulmak suretiyle şikâyetin kabulüne karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararının alacaklı

vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Yargıtay 12. Hukuk Dairesince yapılan inceleme sonunda

bozulmuş, Bölge Adliye Mahkemesi tarafından Özel Daire bozma kararına karşı direnilmiştir. Direnme kararı

alacaklı vekili tarafından temyiz edilmiştir.

2. Hukuk Genel Kurulunca dosya üzerinde yapılan ön inceleme sonrasında gereği düşünüldü:

3. Bölge Adliye Mahkemesi kararının alacaklı vekili tarafından temyizi üzerine karar Özel Dairenin

30.05.2024 tarihli ve 2024/3110 Esas, 2024/5578 Karar sayılı kararı ile bozulmasından sonra yapılan

09.10.2024 tarihli duruşmada, Bölge Adliye Mahkemesince “Usul ve yasaya uygun bulunan Yargıtay bozma

ilamına uyulmasına karar verildi. Tefhimle açık yargılamaya devam olundu” şeklinde ara karar verilmiş,

aynı tarihli duruşmanın kısa kararında ve gerekçeli kararda ise bozma kararına karşı direnilmiştir.

4. Burada “usul hukuku” ile ilgili ortaya çıkan sorun, bozma kararının taraflara duruşmada tebliği ile Bölge

Adliye Mahkemesince “bozma ilamına uyulmasına” ilişkin ara kararı oluşturulmasına karşın bu hukuki

sonucun aksine bir karar verilmesinin hukuken mümkün olup olmadığı noktasında toplanmaktadır.

5. Bir davada mahkemenin veya tarafların yapmış oldukları bir usul işlemi nedeniyle taraflardan biri lehine,

dolayısıyla diğeri aleyhine doğan ve gözetilmesi zorunlu olan hakka usuli kazanılmış hak denilir. Örneğin

mahkemenin Yargıtay bozma kararına uymasıyla bozma kararı lehine olan taraf bakımından kazanılmış hak

doğar.

6. “Bir mahkemenin Temyiz Dairesince verilen bozma kararına uyması sonunda kendisi için o kararda

gösterilen şekilde inceleme ve araştırma yaparak yine o kararda belirtilen hukuki esaslar gereğince karar

verme mükellefiyeti meydana gelir ve bu itibarla mahkemenin sonraki hükmünün bozmada gösterilen

esaslara aykırı bulunması, usule uygun sayılamaz ve bozma sebebidir, meğer ki bu aykırılık sadece bozma

kararında gösterilen bir usul kaidesine ilişkin bulunsun ve son kararın neticesini değiştirecek bir mahiyet

arz etmesin. Mahkemenin bozma kararına uymasıyla meydana gelen bozma gereğince muamele yapma ve

hüküm verme durumu, taraflardan birisi lehine ve diğeri aleyhine hüküm verme neticesini doğuracak bir

durumdur ve buna usuli müktesep hak yahut usule ait müktesep hak denilmektedir. Usul Kanunumuzda bu

şekildeki usule ait müktesep hakka ilişkin açık bir hüküm konulmuş değilse de Temyizin bozma kararının

hakka ve usule uygun karar verilmesini sağlamaktan ibaret olan gayesi ve muhakeme usulünün hakka

varma ve hakkı bulma maksadıyla kabul edilmiş olması yanında hukuki alanda istikrar gayesine dahi ermek

üzere kabul edilmiş bulunması bakımından usule ait müktesep hak müessesesi; usul kanununun dayandığı

ana esaslardandır ve amme intizamıyla da ilgilidir.

Gerçekten, mahkemenin doğru bularak uyduğu ve yahut kanun gereğince uymak zorunda olduğu bozma

kararı ile dava, usul ve kanuna uygun bir çığıra sokulmuş demektir. Buna aykırı karar verilmesi, usul ve

kanuna uygunluktan uzaklaşılması manasına gelir ki, böyle bir netice asla kabul edilemez” (09.05.1960

tarihli ve 21/9 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı).

7. Aynı ilke Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 25.01.2017 tarihli ve 2015/9-463 Esas, 2017/137 Karar;

24.09.2019 tarihli ve 2015/21-3903 Esas, 2019/920 Karar; 09.05.2019 tarihli ve 2019/19-256 Esas,

2019/537 Karar; 08.06.2021 tarihli ve 2021/(21)10-421 Esas, 2021/695 Karar; 11.12.2024 tarihli ve

2024/7-809 Esas, 2024/665 Karar ile 30.04.2025 tarihli ve 2024/12-786 Esas, 2025/270 Karar sayılı

kararlarında da benimsenmiştir.

8. Yargıtay içtihatları ile kabul edilen “usuli kazanılmış hak” olgusunun, birçok hukuk kuralında olduğu gibi

yine Yargıtay içtihatları ile geliştirilmiş istisnaları bulunmaktadır. Mahkemenin bozmaya uymasından sonra

yeni bir İçtihadı Birleştirme Kararı (09.05.1960 tarihli ve 21/9 sayılı YİBK) ya da geçmişe etkili bir yeni

kanun çıkması karşısında, Yargıtay bozma kararına uyulmuş olmakla oluşan usuli kazanılmış hak hukukça

değer taşımayacaktır. Benzer şekilde uygulanması gereken bir kanun hükmü, hüküm kesinleşmeden önce

Anayasa Mahkemesince iptaline karar verilirse, usuli kazanılmış hakka göre değil, Anayasa Mahkemesinin

iptal kararından sonra oluşan yeni duruma göre karar verilebilecektir (Hukuk Genel Kurulunun 21.01.2004

tarihli ve 2004/10-44 Esas, 2004/19 Karar ile 03.02.2010 tarihli ve 2010/4-40 Esas, 2010/54 Karar sayılı

kararları).

9. Bu sayılanların dışında ayrıca görev, hak düşürücü süre, kesin hüküm itirazı, harç ve maddi hataya

dayanan bozma kararlarına uyulmasında olduğu gibi kamu düzeni ile ilgili konularda usuli kazanılmış

haktan söz edilemez (Baki Kuru, Hukuk Muhakemeleri Usulü, C. V, İstanbul, 2001, s.4738 vd.).10. Usuli kazanılmış hakkın hukuki sonuç doğurabilmesi için bir davada ya taraflar ya mahkeme ya da

Yargıtay tarafından açık biçimde yapılmış olan ve istisnalar arasında sayılmayan bir usul işlemi ile

taraflardan biri lehine doğmuş ve kendisine uyulması zorunlu olan bir hakkın varlığından söz edilebilmesi

gerekir.

11. Tüm bu hususlar bir arada değerlendirildiğinde somut olayda, alacaklı vekilinin temyizi üzerine verilen

Yargıtay bozma kararı sonrasında Bölge Adliye Mahkemesinin bu karara uyması ile alacaklı yararına usuli

kazanılmış hak oluşmuştur. Burada usuli kazanılmış hakkın gerçekleşmesine engel olacak istisnai bir durum

da bulunmadığına göre artık önceki kararda direnilmesi usulen mümkün değildir. Usuli kazanılmış hak ilkesi

kamu düzeni ile ilgili olup temyiz aşamasında kendiliğinden dikkate alınması gerekir.

12. Hâl böyle olunca, Bölge Adliye Mahkemesince bozmaya uyulmakla gerçekleşen usuli kazanılmış hak

nazara alınarak hükmüne uyulan bozma gereklerinin yerine getirilmesi gerekirken direnme kararı verilmiş

olması usul ve yasaya aykırı olup direnme kararının bozulması gerekir.

KARAR

Açıklanan sebeplerle;

Alacaklı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile direnme kararının yukarıda gösterilen nedenlerden dolayı

2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu’nun 364/2. maddesinin göndermesiyle uygulanması gereken 6100 sayılı

Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (HMK) 371. maddesi gereğince usulden BOZULMASINA,

Bozma nedenine göre bu aşamada temyiz itirazlarının incelenmesine yer olmadığına,

İstek hâlinde temyiz peşin harcının yatırana geri verilmesine,

Dosyanın HMK’nın 373/2. maddesi uyarınca kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

29.04.2026 tarihinde oy birliğiyle kesin olarak karar verildi.

Bu gönderiyi paylaş

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir