İnanç Sözleşmesine Dayalı Tapu İptali ve Tescil Davalarında Diğer Tarafça Çekince Konulmayan Ödemelere Dair Banka Dekontlarının Yazılı Delil Başlangıcı Olduğuna ve Ayrıca İBK Gereği Bu Haliyle Araştırma Yapılması Gerekirken Yersiz Yere Eda Edilen Yemin Delilinin Bir Sonuç Doğurmayacağına Dair Yargıtay Kararı.

İnanç Sözleşmesine Dayalı Tapu İptali ve Tescil Davalarında Diğer Tarafça Çekince Konulmayan Ödemelere Dair Banka Dekontlarının Yazılı Delil Başlangıcı Olduğuna ve Ayrıca İBK Gereği Bu Haliyle Araştırma Yapılması Gerekirken Yersiz Yere Eda Edilen Yemin Delilinin Bir Sonuç Doğurmayacağına Dair Yargıtay Kararı.

T.C.

YARGITAY

7. HUKUK DAİRESİ

E. 2025/283

K. 2025/4576

T. 24.10.2025

• İNANÇLI İŞLEME VE MUVAZAAYA DAYALI TAPU İPTALİ VE TESCİL, OLMADIĞI TAKDİRDE ALACAK İSTEMİ ( Davacı Delil Olarak Davalının Kredi Hesabına Mahsuben Dekont Sunmuş Olup Mahkemeye Sunulan Banka Dekontlarının 6100 SK 202. Maddesi Kapsamında Delil Başlangıcı Olduğu/Davacı Tarafından Sunulan Dekontların Yazılı Delil Başlangıcı Olduğu Benimsenerek İnançlı İşlemin Varlığı Konusunda Tüm Deliller Birlikte Değerlendirilip Sonucuna Göre Bir Karar Verileceği )

• DELİL BAŞLANGICI ( Davacı Tarafından Sunulan Dekontların Yazılı Delil Başlangıcı Olduğu Benimsenerek İnançlı İşlemin Varlığı Konusunda Tüm Delillerin Birlikte Değerlendirilmesi Gereği )

• BANKA DEKONTLARI ( Davacı Taraf Dilekçe Ekinde Delil Olarak Davalının Kredi Hesabına Mahsuben Dekont Sunmuş Olup Davalı Tarafın Bu Ödemelere Karşı İhtirazi Kayıt Koymadığı/Bu Haliyle Mahkemeye Sunulan Banka Dekontlarının 6100 SK 202. Maddesi Kapsamında Delil Başlangıcı Olduğunun Gözetilmesi Gerektiği )

6100/m.188,202,225,297

05.02.1947 T. 20/6 S. YİBK

ÖZET : Uyuşmazlık, inançlı işleme ve muvazaaya dayalı tapu iptali ve tescil, olmadığı takdirde alacak istemine ilişkindir.

Davacı taraf, dilekçe ekinde delil olarak davalının kredi hesabına mahsuben 59 adet dekont sunmuştur. Davalı taraf ise, bu ödemelere karşı ihtirazi kayıt koymamıştır. Bu haliyle mahkemeye sunulan banka dekontlarının 6100 Sayılı Kanun’un 202. maddesi kapsamında delil başlangıcı olduğu konusunda bir tereddüt yoktur. Öte yandan hemen belirtmek gerekir ki, yemin delili kesin delil niteliğinde olup 6100 Sayılı Kanun’un 297. maddesi kapsamında diğer delillerle ispatı mümkün olan bir konuda hakimin yemin delilini hatırlatması üzerine yemin eda edilmesine sonuç bağlanamayacağı kuşkusuzdur. Hâl böyle olunca davacı tarafından sunulan dekontların yazılı delil başlangıcı olduğu benimsenerek inançlı işlemin varlığı konusunda tüm deliller birlikte değerlendirilip sonucuna göre karar verilmesi gerekir

DAVA : Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

KARAR : I. DAVA

Davacı vekili dava dilekçesinde; dava konusu taşınmazın davacının eşi …’ye ait iken eşinin borçları nedeniyle dava dışı …’ye satıldığını, davacının taşınmazı geri alabilmek için … ile anlaştığını, ancak kendisine kredi çıkmaması üzerine davalı … adına kredi çekildiğini ve dolayısıyla da taşınmazın davalı … adına tescil edildiğini, davacı tarafından kredi ödemelerinin ilgili bankaya yapıldığını, davalı …’in kendisine duyulan güveni kötüye kullanarak davacıya ait taşınmazı diğer davalı Şirkete muvazaalı olarak devrettiğini, taşınmazın satış işlemi ve dava tarihi itibariyle en az rayiç değerinin 500.000,00-550.000,00 TL civarında olduğunu, bu işlemin muvazaa ve yolsuz tescil nedeniyle geçersiz olduğunu ileri sürerek, 39 80… parsel, E Blok, 21 No.lu bağımsız bölümün tapu kaydının iptalini ve davacı adına tescilini, bu talep uygun görülmezse dava tarihindeki rayiç değeri hesaplanarak tazminat olarak dava tarihinden itibaren yasal faiziyle birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsilini talep etmiştir.

II. CEVAP

1. Davalı … vekili cevap dilekçesinde; müvekkilinin diğer davalı ile tanışıklılığının bulunmadığını, diğer davalının taşınmazın bedelini ödeyerek taşınmazı satın aldığını, müvekkilinin taşınmazı kendi istemesi üzerine satın aldığını, taşınmazı kardeşi … ile davacıya noterde düzenlenen kira sözleşmesiyle kredi bedeli kadar olan 1.890,00 TL’ye kiraya verdiğini beyanla, davanın reddini istemiştir.

2. Davalı … Otomotiv Turizm İnş. Nak. San. ve Tic. Ltd. Şti. vekili cevap dilekçesinde; müvekkilinin firmanın üst düzey yöneticilerine lojman olarak kullanması için yapılan araştırma sonucu emlakçı aracılığıyla dava konusu taşınmazı satın aldığını, taşınmazın bedelinin bankalar aracılıyla ödendiğini, taşınmazın tapuya güven ilkesi gereğince iyiniyetle satın alındığını belirterek, davanın reddini savunmuştur.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

İlk Derece Mahkemesi’nin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davacı ile davalı … arasında inanç sözleşmesi bulunduğunun yazılı delil veya yazılı delil başlangıcı ile ispatlanamadığı, banka dekontlarının yazılı delil başlangıcı olarak kabulüne olanak bulunmadığı, davalının usulüne uygun yemin ettiği ve davanın ispatlanamadığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF

İlk Derece Mahkemesi’nin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine, Bölge Adliye Mahkemesi’nin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile İlk Derece Mahkemesi kararı ve gerekçesi usul ve yasaya uygun olduğundan, başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ

A. Temyiz Sebepleri

Davacı vekili temyiz dilekçesinde; yargılama esnasındaki beyanlarını aynen tekrar ederek, davanın sosyal medyadaki yazışmalar, banka ödeme dekontları ve tanık beyanları ile ispatlandığını beyan etmektedir.

B. Değerlendirme ve Gerekçe

Uyuşmazlık, inançlı işleme ve muvazaaya dayalı tapu iptali ve tescil, olmadığı takdirde alacak istemine ilişkindir.

İnançlı işlemler, inananın teminat oluşturmak veya yönetilmek üzere mal varlığı kapsamındaki bir şey veya hakkını, inanılana devretmesi ve inanılanın da inanç anlaşmasındaki koşullara uygun olarak inanç konusu şeyi kullanmasını, amaç gerçekleştiğinde ise belirlenen şekilde inanana iade etmesini içeren işlemlerdir.

İnançlı bir işlem ile inanan, sahibi olduğu bir mülkiyet veya alacak hakkını inanılana kazandırıcı bir işlemle devretmekte ancak borçlandırıcı bir sözleşme ile de onu bazı yükümlülükler altına sokmaktadır.

İnançlı işlemin taraflarını, inanan ve inanılan oluşturur. Bir hakkı ya da nesneyi, güvendiği bir kişiye inançlı olarak devreden kimseye “inanan” adı verilir. Devredilen hak veya nesneyi, kendisine ait bir hak olarak kendi yararına, doğrudan doğruya ve dolaylı olarak kullanan kişiye de “inanılan” denir. İnananın, inanılana inançlı olarak kazandırdığı hak ya da nesne ise “inanç konusu şey” olarak nitelenir. İnançlı bir işlemde, kazandırıcı işlemin tarafları ile borç doğuran anlaşmanın tarafları aynıdır.

İnançlı işlemde inanılan, hakkını kullanırken kararlaştırılan koşullara uymayı, amaç gerçekleşince veya süre dolunca hak veya nesneyi tekrar inanana ( veya onun gösterdiği üçüncü kişiye ) devretmeyi yüklenmektedir. İnançlı işlem, kazandırmayı yapan kişiye yani inanana belirli şartlar gerçekleşince, kazandırmanın iadesini isteme hakkı sağlayan bir sözleşmedir. Bu yükümlülüğün yerine getirilmemesi hâlinde bunun dava yoluyla hükmen yerine getirilmesi istenebilir.

İnanç sözleşmesi, 05.02.1947 tarihli ve 20/6 Sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı uyarınca ancak yazılı delille kanıtlanabilir. Bu yazılı delil, tarafların getirecekleri ve onların imzalarını taşıyan bir belge olmalıdır.

Açıklanan nitelikte bir yazılı delil bulunmasa da, taraflar arasındaki uyuşmazlığın tümünü kanıtlamaya yeterli sayılmamakla beraber bunun vukuuna delalet edecek karşı tarafın elinden çıkmış ( inanılan tarafından el ile yazılmış fakat imzalanmamış olan bir senet veya mektup, daktilo veya bilgisayarla yazılmış olmakla birlikte inanılanın parafını taşıyan belge, usulüne uygun onanmamış parmak izli veya mühürlü senetler gibi ) “delil başlangıcı” niteliğinde bir belge varsa 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 202. maddesi uyarınca inanç sözleşmesi “tanık” dâhil her türlü delille ispat edilebilir.

Yazılı delil veya “delil başlangıcı” yoksa inanç sözleşmesinin ikrar ( HMK m.188 ) yemin ( HMK m.225 vd ) gibi kesin delillerle de ispat edilmesi olanaklıdır. Davacının yemin deliline dayanması hâlinde hakimin davacıya bu hakkını hatırlatması gerekir. ( Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 09.12.2015 tarihli, 2014/14-516 E., 2015/2838 K. sayılı kararı da bu doğrultudadır. )

Yemin delili, 6100 Sayılı Kanun’un 225 ve devamındaki maddelerde düzenlenmiş olup, yemin kesin delil niteliğindedir. Bir vakıayı ispat yükü kendisine düşen taraf, o vakıayı başka delillerle ispat edemezse, diğer tarafa yemin teklifinde bulunabilir. Yemin deliline dayanan taraf, iddia veya savunmasının diğer delillerle ispatlanmamış olması nedeniyle bu delile sıra gelmiş olduğunu başka türlü bilemeyeceğinden; mahkeme, ispat yükü üzerine düşen tarafın, iddiasını yazılı delillerle ispat edemediği kanaatine vardığı takdirde, ispat yükü üzerine düşen tarafa, yemin teklif etme hakkı bulunduğunu hatırlatmakla yükümlü olup, mahkemece tüm deliller toplanıp değerlendirilmeden karar verilemez. Bununla birlikte, iddia veya savunmasını ispat edemeyen tarafa yemin teklif etme hakkının hatırlatılabilmesi için, yemin deliline açıkça dayanılmış olması da zorunludur.

Somut olaya gelince; davacı taraf, dilekçe ekinde delil olarak davalının kredi hesabına mahsuben 59 adet dekont sunmuştur. Davalı taraf ise, bu ödemelere karşı ihtirazi kayıt koymamıştır. Bu haliyle mahkemeye sunulan banka dekontlarının 6100 Sayılı Kanun’un 202. maddesi kapsamında delil başlangıcı olduğu konusunda bir tereddüt yoktur.

Öte yandan hemen belirtmek gerekir ki, yemin delili kesin delil niteliğinde olup 6100 Sayılı Kanun’un 297. maddesi kapsamında diğer delillerle ispatı mümkün olan bir konuda hakimin yemin delilini hatırlatması üzerine yemin eda edilmesine sonuç bağlanamayacağı kuşkusuzdur.

Hâl böyle olunca davacı tarafından sunulan dekontların yazılı delil başlangıcı olduğu benimsenerek inançlı işlemin varlığı konusunda tüm deliller birlikte değerlendirilip sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, yazılı gerekçeyle davanın reddine karar verilmesi doğru görülmemiş, hükmün bozulması gerekmiştir.

SONUÇ : Açıklanan sebeplerle;

1. Sair hususlar incelenmeksizin, temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA,

2. İlk Derece Mahkemesi kararının bu nedenle BOZULMASINA,

Peşin yatırılan temyiz karar harcının istek halinde ilgiliye iadesine,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 24.10.2025 tarihinde kesin olmak üzere oy çokluğuyla karar verildi.

KARŞI OY

Yemin kesin delildir. Davacı tarafça yemin deliline başvurulduğundan ve davalının yemini ile davacının iddiası ispatlanamadığından kararın onanması gerektiği düşüncesiyle Sayın Çoğunluğun kararına iştirak edemiyorum.

Bu gönderiyi paylaş

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir