Arabuluculuk Sürecinde Düzenlenen ve Taraflar Arasında Yeni Bir Kira Sözleşmesi Yapılacağına Dair Hüküm İçeren Anlaşma Belgesi Nedeniyle Taraflar Kira Sözleşmesi Yapmaya Zorlanamayacağı Gibi; Anlaşma Belgesinin Şerh Alınarak İlamlı İcraya Konu Edilmesi Halinde İse Takibin İptali Gerekmektedir.
T.C.
YARGITAY
12. HUKUK DAİRESİ
E. 2025/6239
K. 2025/7199
T. 6.11.2025
DAVA : Yukarıda tarih ve numarası yazılı Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın müddeti içinde temyizen tetkiki borçlu tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya daireye gönderilmiş olup, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü :
KARAR : Sair temyiz itirazları yerinde değil ise de;
Arabuluculuk anlaşma tutanağına dayanılarak başlatılan ilamlı takipte, borçlunun icra mahkemesine başvurusunda; sair şikayetleri ile birlikte mülkiyet hakkını kısıtlar şekilde icra takibi ile kira sözleşmesi yapmaya zorlanayamayacağını ileri sürerek takibin iptaline karar verilmesini istediği, İlk Derece Mahkemesince; şikayetin reddine, borçlunun istinaf başvurusun da Bölge Adliye Mahkemesince; esastan reddine karar verildiği anlaşılmıştır.
Alacaklının, ilamlı icra takibi yapabilmesi için, elinde bir mahkeme ilamı veya kanunların mahkeme ilamı niteliğinde saydığı bir belgenin bulunması gerekir.
İlamdan başka açık kanun hükümleriyle bazı belgeler ilam niteliğinde kabul edilmiştir. İlam niteliğindeki bu belgeler, İİK’nın 38. maddesinde veya özel kanunlarda belirtilmiştir. Gerek İİK’da belirtilsin gerekse de özel kanunlarda belirtilsin, ilam niteliğinde olan bu belgeler ilamların icrası hakkındaki hükümlere tabidir.
Özel kanunlarda belirtilen ilam niteliğinde belgelerden biri de 6325 Sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu’nun 18/2. maddesi gereğince icra edilebilirlik şerhi içeren anlaşma belgesidir. Bir başka deyişle söz konusu belgenin ilam niteliğinde belge sayılmasının koşulu icra edilebilirlik şerhi verilmesidir. Pek tabidir ki; bu durum bahsi geçen şerhi içeren belgenin her koşulda ilamlı takibe konu edileceği anlamına gelmez. Bir başka ifadeyle, ilamlı takibe konu edilmesi halinde yapılacak şikayet üzerine takibin iptaline karar verilemeyeceği sonucuna varılamaz. Zira her mahkeme ilamı da ilamlı takibe konu edilememektedir. Örneğin; eda hükmü içermemesi halinde mahkeme ilamı da ilamlı icra takibine konu edilemez.
Somut olayda takibe konu edilen icra edilebilirlik şerhi içeren ve tarafları … ve … olan 25.12.2023 tarihli anlaşma belgesinin 1. maddesinde “Taraflar 1.01.2024 tarihi itibariyle aylık kira bedelinin 10.000,00 TL (onbinTL) olmasını, 1.01.2025 tarihinden itibaren ise aylık 13.500,00 TL, 1.01.2026 tarihinden ve takip eden dönem başlarında kira bedelinin tüfe oranında artırılmasını ve kiracısı …, tahliye tarihine kadar kefilinin ise … olması hususunda anlaşmışlardır.
Taraflar bu anlaşmaya uygun olarak yeni bir kira sözleşmesi düzenlemeyi de kabul etmektedirler …” şeklinde hüküm bulunduğu, bu belgeye dayalı olarak … tarafından … aleyhine anlaşma belgesinde kararlaştırılan yeni tarihli kira sözleşmesi düzenlenmesi edimi yönüyle başlatılan icra takibinde borçluya örnek 4-5 numaralı ödeme emri tebliğ edildiği anlaşılmıştır.
2004 Sayılı İİK’nın 30/1. maddesinde; ”Bir işin yapılmasına mütedair ilam icra dairesine verilince icra memuru 24. maddede yazılı şekilde bir icra emri tebliği suretiyle borçluya ilamda gösterilen müddet içinde ve eğer müddet tayin edilmemişse işin mahiyetine göre başlama ve bitirme zamanlarını tayin ederek işin yapılmasını emreder.” hükmüne yer verilmiştir. İİK’nın 30/II maddesi ise bir işin yapılmasına ilişkin ilamların nasıl icra edileceğini düzenler. Bu maddeye göre, yapma borçları ifa şekilleri açısından şahsa bağlı olmayan işler (borcun konusu olan iş, borçlunun kişisel özelliklerini gerektirmiyorsa – örneğin bir duvarın örülmesi edimi- borçlu tarafından yapılmaması durumunda, masrafı borçludan tahsil edilmek üzere üçüncü bir kişiye yaptırılabilir) ve şahsa bağlı olan işler (borcun sadece borçlu tarafından yapılabilecek nitelikte olması durumunda -örneğin bir ressamın tablo yapması edimi- borçlunun edimi yerine getirmeye zorlanması para cezası ve tazyik hapsi gibi yaptırımlarla sağlanır) şeklinde iki temel kategoriye ayrılır.
İcra takibinin konusu olan “kira sözleşmesi yapma borcu”, borçlunun bizzat rıza göstermesi, imzalaması ve bu imzayla bir hukuki işlem iradesini açıklaması gereken bir eylemdir. Bu edim, paranın tahsili, taşınır veya taşınmazın teslimi gibi fiziksel olarak gerçekleştirilebilen edimlerden köklü bir şekilde ayrılır İİK m. 30/II’nin öngördüğü tazyik hapsi, borçlunun sadece fiziksel bir eylemi yerine getirmesini sağlamak için bir baskı aracıdır. Bu yaptırım, borçlunun hukuki iradesini zorla beyan etmesini sağlamak amacıyla kullanılamaz.
Diğer taraftan, 6325 Sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu’nun 15/4 maddesinde “Niteliği gereği yargısal bir yetkinin kullanımı olarak sadece hakim tarafından yapılabilecek işlemler arabulucu tarafından yapılamaz.” şeklinde düzenleme mevcuttur.
Sözleşme yapma vaadi (ön sözleşme) borcunun cebri icrası ancak ve ancak bir mahkeme kararı ile mümkündür. Eğer borçlu sözleşmeyi imzalamaktan kaçınırsa, alacaklı (kiracı), mahkemeden aynen ifa davası açarak borçlunun iradesinin mahkeme hükmüyle ikame edilmesini talep edebilir. Bu tür bir mahkeme kararı, inşaî hüküm niteliğindedir; yani yeni bir hukuki durum (sözleşmenin kurulmuş olması) oluşturur. İcra Dairesi, bu tür bir inşaî yetkiye sahip değildir. Arabuluculuk tutanağı, tarafların sadece bir vaadini belgelemektedir; mahkemenin inşaî hükmünü içermemektedir. Bu nedenle, bu yönde hüküm içeren arabuluculuk anlaşma belgesine dayalı icra takibi başlatılarak borçlu kira sözleşmesi yapmaya zorlanamaz.
O halde, İlk Derece Mahkemesince; şikayetin kabulüyle borçlu hakkındaki takibin iptaline karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz olup, bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ :
Borçlunun temyiz itirazlarının kısmen kabulüyle yukarıda yazılı nedenlerle 5311 Sayılı Kanun ile değişik İİK’nın 364/2. maddesinin göndermesiyle uygulanması gereken 6100 Sayılı HMK’nın 373/1. maddesi uyarınca, istinaf talebinin esastan reddine ilişkin Tekirdağ Bölge Adliye Mahkemesi 2. Hukuk Dairesi’nin 9.05.2025 tarih ve 2025/2 18… /721 Karar sayılı kararının KALDIRILMASINA,
Çanakkale İcra Hukuk Mahkemesi’nin 28.11.2024 tarih ve 2024/6 81… /882 Karar sayılı kararının BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde iadesine, dosyanın İlk Derece Mahkemesi’ne, kararın bir örneğinin de, Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 06.11.2025 gününde oybirliğiyle karar verildi.

Bir yanıt yazın