4.11.1983 Tarihinden Sonra Fiilen El Atılan Taşınmazlar Yönünden Kamulaştırmasız El Atma Nedeniyle Açılan Tazminat Davalarında Mahkeme ve İcra Harçlarının Nispi Olarak Uygulanması Gerektiğine Dair Yargıtay Kararı.

4.11.1983 Tarihinden Sonra Fiilen El Atılan Taşınmazlar Yönünden Kamulaştırmasız El Atma Nedeniyle Açılan Tazminat Davalarında Mahkeme ve İcra Harçlarının Nispi Olarak Uygulanması Gerektiğine Dair Yargıtay Kararı.

Bilindiği üzere 1956- 1983 arasında  fiilen el atılan taşınmazlar yönünden 2942 Sayılı Kanun’un Ek Madde 4’ün üçüncü fıkrası gereği maktu harç uygulanmaktadır. 4.11.1983 tarihinden sonra fiilen el atılan taşınmazlar yönünden ise anılan maddenin  uygulanma imkanı bulunmamaktadır. Konuya dair Yargıtay kararı aşağıda yer almaktadır:

 

T.C.

YARGITAY

5. HUKUK DAİRESİ

E. 2024/1490

K. 2024/7265

T. 12.6.2024

DAVA : Taraflar arasındaki kamulaştırmasız el atılan taşınmaz bedelinin tahsili istemine ilişkin davada yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.

Kararın davalı idare vekilince istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurusunun kısmen kabulüyle İlk Derece Mahkemesi kararı kaldırılarak, düzeltilerek yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı idare vekili temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda gerekli şartları taşıdığı anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

KARAR : I. DAVA

Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; dava konusu Ankara ili, …, Dikmen Mahallesi, 27120 ada 14 (yeni 80035 ada 3) parsel sayılı taşınmaza yol yapılmak suretiyle davalı idarece taşınmaza fiilen el atıldığından bahisle kamulaştırmasız el atılan taşınmaz bedelinin yasal faizi ile birlikte davalı idareden tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP

Davalı idare vekili cevap dilekçesinde özetle; müvekkili belediye aleyhine tazminat talebiyle açılan haksız ve hukuksuz dayanaktan yoksun davayı kabul etmediklerini, davanın öncelikle yargı yolu, görev ve husumet olmak üzere usul ve esas yönünden reddine kararı verilmesini talep ettiklerini,… Tapu Müdürlüğünün 18.06.2015 tarihli ve 586126 Sayılı yazısı ile parselde 6.00 m² hisse fazlası olduğu belirtildiğinden tapuda tescil işleminin tamamlanmadığını, tescil işlemi bitene kadar iş bu davada beklenilmesine karar verilmesi gerektiğini, 81105/1 numaralı parselasyon planıyla davacıların hisselerinin 27120 ada 14 parselde iken 27120 ada 16 parsele şuyulandırıldığını ve iddia edilen yol ile hiçbir ilgilerinin kalmadığını, 27120 ada 16 parsele idareleri tarafından herhangi bir fiili el atma bulunmadığını, 1/1000 ölçekli uygulama imar planı parselasyon planı ve dağıtım cetvellerinin yapılmasında ve onaylanmasında yasal olarak ilçe belediyesi sorumlu olduğundan… Belediyesinin sorumlu olduğunu, ayrıca özel kullanımı mümkün olmayan reşmi kurum, Belediye hizmet alanı vb. direkt kamu kurumlarının kullanabileceği donatı alanları için maliklerince planlama ilke esaslarına uygun ortaklaşa imar planı değişikliği sunulabileceğinden bu yönde müracaat edilmesi halinde belirtilen çerçevede değerlendirme yapılabileceğini, dolayısıyla mülkiyeti sınırlayıcı bir durum bulunmadığından davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

İlk Derece Mahkemesi’nin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davanın kabulüne, taşınmaz bedelinin dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı idareden tahsili ile davacıya ödenmesine hükmedilen taşınmazda davacı payının tapusunun iptali ve davalı idare adına tesciline karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF

A. İstinaf Yoluna Başvuranlar

İlk Derece Mahkemesi’nin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı idare vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.

B. İstinaf Sebepleri

Davalı idare vekili istinaf dilekçesinde özetle; dava konusu 27120 ada 14 parsel sayılı taşınmazın tapu kaydının kapatıldığını, davacının payının imarda Özel Spor Alanı kullanımında olan 80035 ada 3 parsele tescil edildiğini, mülkiyet kısıtlamasının bulunmadığını, kamuya özgülenme durumunun ortadan kalktığını, bedelin fazla olduğunu ileri sürerek kararın kaldırılmasını talep etmiştir.

C. Gerekçe ve Sonuç

Bölge Adliye Mahkemesi’nin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile Ankara ili, …, Dikmen Mahallesinde bulunan 27120 ada 14 parsel sayılı taşınmazın… Belediye Encümeninin 26.11.1992 tarihli ve 5998 Sayılı kararı ile onaylanarak kesinleşmesini müteakip tapuya tescil edilen 81105 numaralı imar planında “Oyun ve Spor Alanı” olarak ayrıldığı ancak halen plana uygun bir düzenlemenin yapılmadığı, zemin durumu itibarıyla dava konusu 27120 ada 14 numaralı parsel içerisinde davalı belediyenin sorumluluğunda bulunan yollar ve meydan yapılmak suretiyle fiili olarak el atıldığı, Ankara Büyükşehir Belediye Encümeninin 21.05.2015 tarihli ve 1354 Sayılı kararı ile onaylanan 81105/1 numaralı parselasyon planı ile aynı ada 16 ve 17 numaralı parseller olarak tekrar düzenlenmeye alındığı ve şahıs hisselerinin düzenleme ortaklıkpayı kesilmeksizin aynı ada 16 parsele şuyulandırıldığı ancak hisselerdeki 6 m²lik fazlalıktan dolayı tescilin sağlanamadığı, 16 parsel sayılı taşınmazın onaylı imar planında şahısların kullanımında olacak şekilde “Özel Spor Alanı” olarak ayrıldığı, Dairenin paydaş dosyalarının daha önce yapılan incelemesi sırasında celp edilen imar müdürlüğü ve tapu müdürlüğünden gelen cevaplar dikkate alındığında; Ankara Büyükşehir Belediye Meclisinin 15.11.2018 tarihli ve 2493/5572 Sayılı kararı ile onaylanan 81277 numaralı parselasyon planı ile taşınmazın yeniden düzenlemeye alındığı, yapılan uygulama sonucu dava konusu taşınmazdaki şahıs hisselerinin ve buna bağlı olarak davacı payının 80035 ada 3 parsele şuyulandırıldığı, parselasyon planının kesinleşmesi üzerine 25.05.2021 tarihli ve 44641 yevmiye numaralı işlemle tapuda tescilin sağlandığı, davacıya ait payın aynen iş bu parselde tescil edildiği, söz konusu parselin 1/1000 ölçekli uygulama imar planında özel spor alanı olarak ayrıldığı ve kamu ortaklık payı parseli olduğu, imar yazısına göre maliklerinin tasarruf haklarının mevcut olduğunun bildirildiği, celp edilen imar paftalarına göre 80035 ada 3 parsel sayılı taşınmazın bölge parkı niteliğindeki taşınmazın devamı niteliğinde olduğu ve dava konusu taşınmaz ile aynı konumda kaldığı anlaşılmış olup her ne kadar gelen imar yazısına göre davacıların tasarruf imkanının bulunduğu bildirilmiş ise de taşınmazın öncesinde oyun ve spor alanı olarak ayrıldığı, sonrasında yapılan imar plan tadilatıyla başına özel kelimesinin getirilmiş olmasının kamuya tahsis amacını değiştirmeyeceği, kaldı ki davalı idarenin kamulaştırma işlemleri ile taşınmazda paydaş da olduğu anlaşılmış olup, arsa niteliğindeki taşınmaza emsal karşılaştırması yapılarak, taşınmazın paydaşları tarafından açılan, Dairenin 2020/1237 Esas sayılı dosyasının, aynı idare yönünden husumetin kabulüyle Yargıtay 5. Hukuk Dairesince onandığı ve onanarak kesinleşen Ocak 2016 tarihi itibarıyla saptanan 1850 TL/m²lik bu bedelin eskalesi ile bulunan 7545 TL/m² birim bedeli üzerinden değerinin tespit edilip davalı idareden tahsiline karar verilmesinde bir isabetsizlik görülmemiş, ancak 26.11.2022 tarihli ve 32025 Sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 7421 Sayılı Kanun’un 5. maddesiyle 2942 Sayılı Kamulaştırma Kanunu’na eklenen Ek Madde 4’ün son fıkrası gereği harcın maktu alınması gerektiğinden İlk Derece Mahkemesi kararı ortadan kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmuştur.

V. TEMYİZ

A. Temyiz Yoluna Başvuranlar

Bölge Adliye Mahkemesi’nin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı idare vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri

Davalı idare vekili temyiz dilekçesinde özetle; sorumluluğun ilgili mevzuat uyarınca Gençlik ve Spor Bakanlığına ait olduğunu, kamu ortaklık payı olarak ayrılan alanların kurum talebi alınmaksızın ayrılması zorunlu alanlar olduğunu, davacının mülkiyet hakkının kısıtlanmadığını, bedelin yüksek olduğunu ileri sürerek kararın bozulmasını istemiştir.

C. Gerekçe

1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme

Uyuşmazlık, kamulaştırmasız el atılan taşınmazın değerinin biçilmesi ve bedelinin idareden tahsili istemine ilişkindir.

2. İlgili Hukuk

1. 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 369. maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371. maddeleri.

2. Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulunun, 16.05.1956 tarihli ve 1956/1 Esas, 1956/6 Karar sayılı kararının ilgili bölümü şöyledir: “… Usûlü dairesinde istimlak muamelesine tevessül edilmeksizin gayrimenkulü yola kalbedilen şahsın, esas itibarıyla, gayrimenkulünü yola kalbeden amme hükmi şahsiyeti aleyhine meni müdahale davası açmağa hakkı olduğuna, ancak dilerse bu fiili duruma razı olarak, mülkiyet hakkının amme hükmi şahsiyetine devrine karşılık gayrimenkulünün bedelinin tahsilini de dava edebileceğine ve isteyebileceği bedelin de mülkiyet hakkının devrine razı olduğu tarih olan dava tarihindeki bedel olduğuna 16.05.1956 tarihinde ilk toplantıda ittifakla karar verildi.”

3. Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulunun, 16.05.1956 tarihli ve 1954/1 Esas, 1956/7 Karar sayılı kararı ile “…Usûlü dairesinde istimlak muamelesine tevessül edilmeksizin gayrimenkulü yola kalbedilen şahsın, gayrimenkulünün bedelinin tahsiline ilişkin olarak, gayrimenkulünü yola kalbeden hükmü şahsiyeti aleyhine açacağı bedel davasında müruruzamanın mevzuubahis olamayacağına ve bu itibarla da, hadisede Borçlar Kanunu’nun 66. maddesinin tatbik kabiliyeti bulunmadığına …” karar verilmiştir.

4. 2942 Sayılı Kanun’un 11. maddesi

3. Değerlendirme

1. Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 Sayılı Kanun’un 371. maddesiyle 369. maddesinin birinci fıkrasında yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

2. Dosya içindeki bilgi ve belgelere göre; imar planında ”oyun ve spor alanı” kullanımında kalan dava konusu 27120 ada 14 parsele davalı idarece kısmen el atıldığı, davanın devamında… Belediyesi Encümeninin 30.10.2018 tarihli ve 3647.13 Sayılı kararı ile uygun görülüp Ankara Büyükşehir Belediye Encümeninin 15.11.2018 tarihli ve 2493/5572 Sayılı kararı ile onaylanan 81277 numaralı parselasyon planı ile asıl davanın davacıları ile birlikte davacının dava konusu 27120 ada 14 parseldeki payının imar planında ”özel spor” alanı olarak ayrılan 80035 ada 3 parsele şuyulandığı, tapuya tescilinin sağlandığı ve davalı idarenin kamulaştırmasız el atmaya dayanan davalar sonucu dava konusu taşınmazda paydaş olduğu da birlikte gözetildiğinde kamulaştırmasız el atma olgusunun gerçekleştiğinin kabulüyle alınan rapor uyarınca davacı payının karşılığının davalı idareden tahsiline karar verilmesinde bir isabetsizlik görülmemiştir.

3. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

4. Buna karşın, eldeki davada taşınmaza davalı idarenin paydaş olduğu gözetilerek; 7421 Sayılı Kanun ile 2942 Sayılı Kanun’a eklenen Ek Madde 4’ün üçüncü fıkrası; “Bu Kanun kapsamında açılan davalarda verilen bedel ve tazminat kararlarına ilişkin mahkeme ve icra harçları, davalı idare tarafından ödenmek üzere maktu olarak belirlenir.” şeklinde düzenlenmiştir. 2942 Sayılı Kanun’un 6487 Sayılı Kanun’la değiştirilen Geçici 6. maddesinin onikinci ve onüçüncü fıkraları; “09.10.1956 ile 04.11.1983 tarihini kapsayan dönemde oluşan mağduriyetin giderilmesi amacıyla getirilen ve malikler aleyhine bir takım hükümler içeren bu istisnai düzenlemenin 04.11.1983 tarihinden sonraki dönem içinde uygulanmasının hukuk güvenliğini zedeleyeceği” gerekçesiyle ve Anayasa’nın 2. ve 35. maddelerine aykırı bulunarak 13.03.2015 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanan Anayasa Mahkemesi’nin 13.11.2014 tarihli ve 2013/95 Esas, 2014/176 Karar sayılı kararıyla iptal edilmiştir. 2942 Sayılı Kanun’da 04.11.1983 tarihinden sonraki fiili el atmalara ilişkin başkaca bir düzenleme bulunmamaktadır. Bu nedenle kaynağını Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulunun, 16.05.1956 tarihli ve 1956/1 Esas, 1956/6 Karar ile 16.05.1956 tarihli ve 1954/1 Esas, 1956/7 Karar sayılı kararlarından alan 04.11.1983 tarihinden sonra fiilen el atılan taşınmazlar yönünden, kamulaştırmasız el atma nedeniyle açılan davalarda mahkeme ve icra harçlarının nispi olarak uygulanması gerektiğinden 2942 Sayılı Kanun’un Ek Madde 4’ün üçüncü fıkrasının uygulanma imkanı bulunmadığından nispi harca hükmedilmesi gerekirken maktu harç alınması bozmayı gerektirir.

Ne var ki bu yanılgının giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden hükmün düzeltilerek onanması gerekmiştir.

SONUÇ : Açıklanan sebeplerle;

1.Davalı idare vekilinin temyiz itirazlarının reddine,

2. Kamu düzenine ilişkin hususlar resen gözetilerek Bölge Adliye Mahkemesi kararının hüküm fıkrasının (4). ve (5). fıkralarının hükümden çıkarılması, yerine “Alınması gereken 19.673,28 TL harçtan peşin alınan 59,30TL ile 4.920,00TL ıslah harcının toplamı olan 4.979,30TL’nin mahsubu ile bakiye 14.693,98TL harcın davalıdan alınarak Hazineye gelir kaydına, davacı tarafça yatırılan 4979,3 TL harcın davalıdan alınarak davacıya verilmesine” cümlesi yazılması suretiyle DÜZELTİLEREK ONANMASINA ,

Davalıdan peşin alınan temyiz harcının Hazineye irat kaydedilmesine,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 12.06.2024 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Bu gönderiyi paylaş

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir